Louta (Türkçede lavta) aslında İstanbul'a özgü uddur; Yunanca adı “şehrin lutu” anlamına gelir. Halk eğlencelerinde kemençeye eşlik ederek dem (bordun) sesleri vermek ve insanları oynatmak için ritmik ikili sesler çalmak amacıyla kullanılırdı. Görünüşü uda benzer; armut biçimlidir, ancak gövdesi biraz daha küçük, tınısı da biraz daha serttir. Yedi teli vardır ve bu teller uzun, ince bir mızrapla çalınır. Lavta Yunanistan'da da çalınmasına karşın sapı Türk makam müziğine göre perdelenmiştir; oktav başına 26 hareketli perdesi vardır.
Bu çalgının ilkel biçimine eski Sümerler, Mısırlılar, Babilliler, Romalılar ve Yunanlılarda rastlanmıştır. Daha sonra Araplar tarafından geliştirilmiş, İspanyollar arasında yerleşmiş ve oradan Endülüs Emevileri döneminde batıya yayılmıştır. Lavtanın Mağribiler tarafından İspanya'ya (Endülüs) getirilmesinin yanı sıra, lutun Arap kültüründen Avrupa kültürüne geçişindeki bir diğer önemli durak da Bizanslı ya da daha sonra Müslüman müzisyenlerin onu getirdiği Sicilya olmuştur. Türk müziğine 18. yüzyılda girmiştir. Bugün eskisi kadar popüler bir çalgı değildir.
Akdeniz lavtası bağa ya da plastik bir mızrapla çalınır. Bağa mızrapla çalındığı ve sesi tambura çok benzediği için Türk müziğinin gelişimini olumsuz etkilemiştir. Barok müzik döneminde lut ve basso, eşlik partilerini çalan çalgılardan ikisi olarak kullanılmıştır. Barok lut ve Rönesans lutu, sağ elin başparmağı ve işaret parmağıyla teller çekilerek çalınır. Ayrıca lavta çalan kişiye lavtacı, yani lavta çalıcısı denir.
Kataloğumuzdaki lavtaların tekneleri ceviz ya da maun, göğüsleri ladin, burguları ise gül ağacındandır. Mağazamızdaki lavtaların tümü el yapımıdır; zanaatında ustalaşmış yapımcılar tarafından özenle tasarlanıp üretilmiştir. Kataloğumuzdaki lavta çeşitlerini incelemek için İstanbul'daki mağazamızı ya da web sitemizi ziyaret etmekten çekinmeyin. Size uygun lavtayı burada en iyi fiyatla bulacağınıza inanıyoruz.
